Gümüş Orman’ın Huzurlu Uykusu

1. Gümüş Orman’da Gece Başlıyor

Büyük Orman’ın üzerine akşamın serinliği yavaşça çöktü. Güneş, turuncu pelerinini alıp dağların ardına çekildi. Ağaçlar uzun gölgelerini toprağa bıraktı. Gökyüzü koyu lacivert bir renge büründü. Bütün hayvanlar yuvalarına çekilip uykuya hazırlandı. Sincaplar cevizlerini sakladı, kuşlar kanatlarını kapattı.

Sadece minik tavşan Çiko uyanıktı. Çiko, beyaz tüyleri olan sevimli bir tavşandı. Üzerinde bulut desenli mavi pijamaları vardı. Yatağında bir sağa, bir sola döndü. Yastığını kabarttı ama bir türlü uyuyamadı. Odası her zamankinden daha sessiz geliyordu. Karanlık, pencerelerden içeriye usulca süzülüyordu.

Çiko, yorganını burnuna kadar yukarı çekti. Gözlerini sıkıca kapatıp havuçları saydı. “Bir havuç, iki havuç, üç havuç…” dedi içinden. Fakat uykusu bir türlü gelmiyordu. Karanlık köşeler ona biraz yabancı görünüyordu. Odasındaki her eşya dev bir gölgeye dönüşmüştü. Çiko, gecenin bu kadar sessiz olmasından hoşlanmıyordu.

2. Ormanın Gizemli Ziyaretçisi

Çiko, dayanamayıp yuvasının kapısına doğru yürüdü. Dışarıdaki serin hava minik burnunu gıdıkladı. Gökyüzü, üzerinde elmaslar saçılmış bir denize benziyordu. Tam o sırada gökyüzünde bir ışık parladı. En tepedeki en büyük yıldız Çiko’ya göz kırptı. Bu yıldız altın gibi parlak ve sıcaktı.

Yıldız, minik tavşanın korktuğunu hemen anladı. Işığını biraz daha açarak etrafı aydınlattı. Yumuşak bir sesle Çiko’ya seslendi. “Merhaba minik dostum,” dedi yıldız neşeyle. “Neden hala ayaktasın? Herkes tatlı rüyalar görürken sen burada ne yapıyorsun?” Çiko, yıldızın sesini duyunca çok şaşırdı. Yıldızın sesi pamuk kadar yumuşaktı.

Çiko fısıltıyla cevap verdi: “Uyuyamıyorum çünkü karanlık beni biraz korkutuyor. Güneş gidince kendimi çok yalnız hissediyorum.” Yıldız, bu sözleri duyunca sevgiyle gülümsedi. Işığını bir gece lambası gibi yere süzdü. “Karanlık sadece dünyanın üzerine örtülen bir battaniyedir,” dedi. Çiko bu benzetmeyi çok sevmişti. Belki de gece gerçekten korkutucu değildir diye kendi kendine düşündü.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gümüş Nehir’in Bilge Mimarları ve Büyük Şarkı

3. Doğanın Seslerini Dinlemek

Yıldız, Çiko’ya etrafı dikkatle dinlemesini söyledi. Çiko kulaklarını dikti ve sessizliğin içine daldı. Önce rüzgarın ağaçların arasından geçişini duydu. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı. Bu hışırtı korkunç değil, aksine çok huzurlu geliyordu. Rüzgar, dallara hafifçe vurarak ormana bir ninni söylüyordu.

Çiko, rüzgarın fısıltısında gizli olan o huzurlu melodiyi kalbiyle dinledi. Sadece kulaklarıyla değil, tüm varlığıyla bu sesi hissetti. Bu ses ona annesinin söylediği şarkıları hatırlattı. Derenin uzaktan gelen şırıltısı da bu şarkıya eşlik ediyordu. Gece, aslında kendi içinde harika bir orkestra gibiydi. Her canlı kendi müziğini çalıyordu.

Cırcır böcekleri, kemanlarını çalan minik müzisyenler gibiydi. Ateş böcekleri ise gökyüzündeki yıldızların yeryüzündeki kardeşleriydi. Çiko, karanlığın aslında ne kadar dolu olduğunu fark etti. Eğer hava kararmasaydı, bu güzel ışıkları asla göremezdi. Eğer gece olmasaydı, doğa yorgunluğunu nasıl atabilirdi? Dinlenmek için bu sakinliğe herkesin ihtiyacı vardı.

4. Yıldızların Altında Tatlı Rüyalar

Çiko artık kendini çok daha güvende hissediyordu. Korkusu, yerini tatlı bir esnemeye bırakmıştı. Yıldız, ona çimlerin üzerine uzanmasını önerdi. “Ben sabaha kadar tam tepede durup seni bekleyeceğim,” dedi. Çiko, yumuşacık ve serin çimlerin üzerine yavaşça uzandı. Yıldızın sarı ışığı onu bir battaniye gibi sarmaladı.

Minik tavşanın göz kapakları yavaşça ağırlaştı. “Teşekkür ederim dostum,” diye mırıldandı uykulu bir sesle. Artık biliyordu ki gece sadece dinlenme zamanıydı. Karanlık, doğanın derin bir nefes alıp yarın için enerji toplama haliydi. Çiko, rüyasında uçsuz bucaksız havuç tarlalarında koştuğunu gördü. Ormandaki tüm canlılar huzur içinde uyuyordu.

Gökten üç parça uyku tozu usulca aşağı süzüldü. Biri korkusunu yenen cesur tavşan Çiko’nun kulaklarına kondu. Biri gökyüzünü süsleyen ve hiç sönmeyen vefalı yıldıza gitti. Sonuncusu ise yastığına başını koyan tüm güzel çocuklara ulaştı. Ay ışığı ormanın üzerine gümüşten bir tül serdi, huzur her yere yayıldı.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Kedi ve Fare Masalı

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu